| BÜLTEN 11 / 2004 |
 |
|
|
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
|
 |
C U M H U R İ Y E T S A N A T I
EMRE KONGAR'IN YAZISINDAN
Hazırlayan / Fatih Güzel
|
 |
|
Kuruluşundaki filozofi ve sanatçı bakışını kurucusundan alan
Türkiye Cumhuriyeti , ilk yıllarındaki büyük ivmeli devrimleri sanat ve bilim üzerine kurmuştur.
Bu nedenle cumhuriyet temelinde bir sanat ve bilim cumhuriyetidir.
Mustafa KEMAL'in sanatla ilgili düşüncelerinin yanı sıra uygulamaları da
Türkiye Cumhuriyeti için bir sanat ve bilim cumhuriyeti tanımlamasını doğal kılar.
Kuruluşundan aldığı bu hareketi acaba gelecek nesillere aktarabilecekmiyiz ?
Ve hangi Yöntemlerle?
Kendimize baktığımızda ; sanat sever Türk aydınlarına , sanat eğitimi almak isteyenlere ve izleyici olarak salonları dolduranlara baktığımızda evet diyebiliriz.
Ancak bu toplumun geneli için koca bir evet anlamı taşımalı.
Yazısında Kongar'a kulak verelim.
Prof . Dr Emre Kongar/ tobav sanat dergisi 1996
Bütün Dünyada yaşanan bir olgu var : Çok sesli müzik ve sahne sanatları kamu desteğine gereksinme duyuyor.
Bu destek verilmediği,yada azaldığı zaman,üretimde hem miktar hemde kalite olarak düşüklük tehlikesi baş gösteriyor.
Sovyetler birliği dağıldıktan sonra , Rusya federasyonu'ndaki sanat etkinlikleri doğrudan doğruya bu tehlike ile karşı karşıya.
Birleşik Amerika'da senfoni ve filarmoni orkestraları için fon bulmak her geçen gün daha da zorlaşıyor.Orkestraları desteklemek için kurulmuş olan vakıflar her gün daha büyük sıkıntıları aşmak zorunda kalıyor.
TÜRKİYE nin lüksü
Türkiye'nin sanatçısı , Mustafa Kemal Atatürk'e çok şey borçludur.
Sadece bir komutan ve bir siyasal devrimci olmayan, bu özelliklerini adeta bir filozof kimliği ile aşan Mustafa Kemal Atatürk , bu gün Türkiye'nin çağdaş sanatlarda eriştiği aşamanın mimarıdır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini çağdaş sanat ve sanatçılarla kurmak ve güçlendirmek isteyen Atatürk devletin tüm desteğini maddi ve manevi olarak ,sanatçının arkasına koymuştur.
Yazısında Emre Kongar devlet desteğinden ve bunun öneminden bahsederken , devlet desteğindeki sanatın bir memurluk şemsiyesi altında yapılamayacağına ve sanatçının bir memur olamayacağının da devlet desteğinin sorunu olarak ele almaktadır.
Sanat kurumları için '' üç Ö '' formülünü savunur . Yaratıcılıktaki özgürlük için özerk yönetim ve bunun sonunda özgün sanat.
Bu nokta da biz özel eğitim ve sanat kurumlarına da cumhuriyet sanatının gelişmesi için bir çok görevler düşüyor.
Anlatmak gibi …. Daha çok çalışmak gibi….Çocuklarımıza bunları miras bırakmak gibi….
|
 |
|
 |
|
 |
 |
|