BÜLTEN 03 / 2005
KADIN & SANAT
SANATI ÖNEMSEYİN
NEDEN Mİ?
27 MART
DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ
BEDİA MUVAHHİT
Türk kadını sahneye çıkmadıkça
8 MART
DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
DANS TİYATROSU & BİR KADIN
Pina Boush
KADIN BESTECİLER
dönemler içinde
KADIN ve SİNEMA
İki kitap / Feryal Saygılıgil
KADIN BESTECİLER
  • ALEOTTİ, RAFFAELLA ( 1570 - 1646 )
  • ANNA AMALİA,Prusya prensesi(1723-1787)
  • ARRİEU, CLAUDE - SEE SİMON, LOUİSE MARİE
  • BACEWİCZ, GRAZYNA (1909-1969)
  • BACKER-GRONDAHL, AGATHE (1847-1907)
  • BAUER, MARİON (1897-1955)
  • BAULD, ALLİSON (B. 1944)
  • BEACH, AMY (1867-1944)
  • BERTİN, LOUİSE (1805-1877)
  • BLAHETKA, LÉOPOLDİNE (1811-1887)
  • BOLEYN ANNE (1507-1536)
  • BOULANGER, LİLİ (1893-1918)
  • BOULANGER, NADİA (1887-1979)
  • BRONSART, INGEBORG STARCK VON (1840-1913)
  • BROWNE, AUGUSTA (1821-1882)
  • CACCİNİ, FRANCESCA (1587-1640?)
  • CANAL, MARGUERİTE (1890-1978)
  • CARREÑO, TERESA (1853-1917)
  • CASULANA, MADDALENA (C1540-C1590)
  • CHAMİNADE, CÉCİLE (1857-1944)
  • CLARKE, REBECCA (1886-1979)
  • DİNESCU, VİOLETA (B. 1953)
  • FARRENC, LOUİSE DUMONT (1804-1875)
  • FİNE, VİVİAN (B. 1913)
  • FİRSOVA, ELENA (B. 1950)
  • FOWLER, JENNİFER (B. 1939)
  • GLANVİLLE-HİCKS, PEGGY (1912-1990)
  • GRANDVAL, MARİE DE (1830-1907)
  • GRİMANİ, MARİA MARGHERİTA (?1713)
  • GUBAİDULİNA, SOFİA (B. 1931)
  • GUEST, JANE (C1765 - AFTER 1814)
  • HAYS, DORİS (B. 1941)
  • HENSEL, FANNY MENDELSSOHN (1805-1847)
  • HİLDEGARD OF BİNGEN (1098-1179)
  • HOLMÈS, AUGUSTA (1847-1903)
  • HÖLSZKY, ADRİANA (B. 1953)
  • HOPEKİRK, HELEN (1856-1945)
  • HOWE, MARY (1882-1964)
  • JOLAS, BETSY (B. 1926)
  • KİNKEL, JOHANNA (1810-1858)
  • KOLB, BARBARA (B. 1939)
  • LA BARBARA, JOAN (B. 1947)
  • LA GUERRE, ELİZABETH-CLAUDE JACQUET DE (C1666-1729)
  • LANG, JOSEPHİNE (1815-1880)
  • LANG, MARGARET RUTHVEN (1867-1971)
  • LE BEAU, LUİSE ADOLPHA (1850-1927)
  • LEFANU, NİCOLA (B. 1947)
  • LEHMANN, LİZA (1862-1918)
  • LEONARDA, ISABELLA (1620-1704)
  • LOCKWOOD, ANNEA (B. 1939)
  • LOMBARDİNİ, MADDELENA (1745-1785)
  • UTYENS, ELİSABETH (1906-1983)
  • MACONCHY, ELİZABETH (B. 1907)
  • MAHLER-WERFEL, ALMA (1879-1964)
  • MANZİARLY, MARCELLA DE (B. 1899)
  • MARİA ANTONİA WALPURGİS (1724-1780)
  • MARİC, LJUBİCA (B. 1909)
  • MARİE DE FRANCE (FL. 1160-1215)
  • MARTİNEZ, MARİANNE VON (1744-1812)
  • MARTİNEZ, ODALİNE DE LA (B. 1949)
  • MCLEOD, JENNİFER (B. 1941)
  • MONK, MEREDİTH (B. 1942)
  • MUSGRAVE, THEA (B. 1928)
  • OLİVEROS, PAULİNE (B. 1932)
  • PARADİS, MARİA THERESİA VON (1759-1824)
  • PENTLAND, BARBARA (B. 1912)
  • POSTON, ELİZABETH (1905-1987)
  • PTASZYNSKA, MARTA (B. 1943)
  • PUGET, LOÏSA (1810-1889)
  • RAİNİER, PRİAULX (1903-1986)
  • REİCHARDT, JULİANE BENDA (1752-1788)
  • REİCHARDT, LOUİSE (1779-1826)
  • RESPİGHİ, ELSA (1894-?)
  • ROGERS, CLARA KATHLEEN (1844-1931)
  • SCHİCK, PHİLİPPİNA (1893-1970)
  • SCHRÖTER, CORONA (1751-1802)
  • SCHUMANN, CLARA WİECK (1819-1896)
  • SİMON, LOUİSE MARİE (B. 1903)
  • SMYTH, ETHEL (1858-1944)
  • SUTHERLAND, MARGARET (1897-1984)
  • STROZZİ, BARBARA (1619 - AFTER 1664)
  • SYZMANOWSKA, MARİA WOLOWSKA (1789-1831)
  • TAİLLEFERRE, GERMAİNE (1892-1983)
  • TALMA, LOUİSE (B. 1906)
  • TOWER, JOAN (B. 1938)
  • VAN DE VATE, NANCY (B. 1930)
  • VİARDOT, PAULİNE (1821-1910)
  • VORLOVÁ, SLÁVA (1894-1973)
  • WEİR, JUDİTH (B. 1954)
  • WHİTEHEAD, GİLLİAN (B. 1941)
  • WİLLİAMS, GRACE (1906-1977)
  • ZECHLİN, RUTH (B. 1926)
  • ZİERİTZ, GRETE VON (B. 1899)
  • ZWİLİCH, ELLEN TAAFFE (B. 1939)


DÖNEMLER İÇİNDE KADIN BESTECİLER


Kadın, bir çok alanda olduğu gibi, geçmişten günümüze uzanan yolda da bir çok eser üretmiştir. Ancak bu eserlerin bir çoğu bilinmemekte veya yeteri kadar anlatılamamaktadır. Tarih içinde kadınların çalışmalarını dikkate almayan müzikologlar da bu anlamda kadınların çalışmalarından haberdar olmamızı geciktirmişlerdir.

Kadının sosyal statü anlamında geçmiş dönemlerde çektiği eğitim sıkıntılarına karşın , bir çok kadın besteciden bahsedebiliyor olmak bu günün sanatçılarına ilham verecektir. Bu günün sanatçıları ve hatta genç sanatçı adayları yüzyıllardır mahrum kalınan eğitim imkanlarından daha fazla yararlanabilmektedirler.

SUZAN BEYAZİT’in bu konuda yaptığı çalışma, dönemler itibarıyla kadın bestecileri tanımak açısından bize ışık tutmaktadır.

RÖNESANS (1450-1560)
Rönesans’ın ilk yıllarında, beste yapmak için gerekli olan müzik teorisi eğitiminden yoksun olan kadınlar, erkeklerin kullandığı usta-çırak diyaloğu ile öğrenme yönteminden de yararlanamıyorlardı. Rönesansın etkisinin ve yaygınlığının artmaya başladığı 16. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, İtalya’daki bazı saraylar, genç kadın şarkıcı aramaya ve eğitmeye başladılar. Bu dönemde yetişmiş kadın bestecilere Maddalena Casulana (1540-1583),Tarquinia Molza (1542-1583), Alleotti kardeşler; Ferrara ve Raffaella (1570-1646) ve Victoria (1575-1670) örnek verilebilir.

RAFFAELLA ALLEOTTI
Duke Alfonson’un emrinde çalışan mimar ve mühendis bir babanın kızı olarak dünyaya gelen Raffaella Alleotti, dönemin en iyi müzisyenleriyle tanışarak harpsikord ve bestecilik dersleri alma imkanı buldu. Dönemin tanınmış gruplarından ‘Concerto Grande’nin orkestra şefliğini yaptı ve dini şarkılar yazdı. Bir kadın besteci tarafından yazılmış ilk polifonik tarzdaki eser olmasıyla ayrı bir öneme sahip olan ve 1593’te yayımlanan dini şarkılardan oluşan koleksiyonu ‘Sacrae Cantiones’ günümüze dek ulaşan tek çalışmasıdır. Bu eserin bir başka önemli noktası ise, Concertante tarzının ilk örnekleri arasında yer alması. Bundan dolayı da Alleotti’yi öncü besteciler kategorisinde görebiliriz.

O dönemde kadından pek de beklenilmeyen bu tarzdaki bir eseri, yaratıcılık, ayrıntı, deneyim ve entelektüel birikim gerektiren alanlarda da, kadına fırsat verildiğinde,nasıl üretken olabileceğine dair güzel bir örnek olarak görebiliriz.

BAROK DÖNEMİ (1600-1750)
Rönesans’ta başlayan kadınların şarkıcı olarak tanınmaları, Barok döneminde de(1600-1750), devam etti. Döneme imza atan kadın besteciler; Francesca Caccini, Barbara Strozzi, ve İsabella Leonarda daha çok vokal üzerine besteler yaptılar. Fakat Fransız besteci ve harpsikordçu Elisabeth-Claude Jacquet de la Guerre oldukça önemli sayıda enstrümental beste yaptı.

Monodik stilin ilk örneklerini oluşturan solo şarkılardan oluşan koleksiyonu, İl Primo Libro (1618) ve opera-bale tarzındaki La Liberazione di Ruggiero (1625) ile Barok müziğine iki reformist çalışmasıyla katkıda bulunan Francesca Caccini, 1587’de dünyaya gelir. Floransa’da Medici sarayında görev alan babası, besteci Giulion Caccini’nin sayesinde sarayın tüm olanaklarından yararlanır. Bir çok dini olmayan şarkı, madrigal, canzonetta ve eğlenceye yönelik besteler yapar. Çok sayıda bestesi yayımlanmadığı için kaybolup gider.Saray müzisyenleri arasında en yüksek ücret ödenen müzisyen olarak ünlenen Francesca’nın,yukarıda andığımız La Liberazione di Ruggieroadlı operası, 1682’de Varşova’da sahnelenerek İtalya’nın dışında performe edilen ilk opera ünvanına sahip olur.

KLASİK DÖNEM (1750-1850)
Klasik dönemde, klavyeli çalgılara yönlendirilen kadınlar, piyano konçertoları, sonatlar ve oda müziği tarzındaki bestelere imza attılar. Hiç bir zaman ciddi performanslarda yer almayan bu çalışmaların çoğu, ev içi müzik yapmaya yönelikti. Prusya Prensesi Anna Amalia (1723-1787), Saxe-Weimar Düşesi Anna Amalia (1739-1807) ve Maria Theresia Von Paradis (1759-1824) bu dönemin göze çarpan isimleri olarak anılırlar.

Henüz iki yaşında iken gözlerini kaybeden besteci, şarkıcı ve virtüöz piyanist Maria Theresia Von Paradis,1759’da Viyana’da doğar. Olağanüstü hafızasıyla60’a yakın konçertoyu ezbere çalabilen müzisyen olarak ün yapar ve Avrupa’nın değişik merkezlerinde konserler verir. İki piyano konçertosu, bir piyano triosu, 60 kadar piyano sonatı ve iki piyano fantezisi kaybolan Paradis’in, günümüze ulaşan piyano çalışmaları arasında Keman-Piyano Sonatı (1800), keman ve piyano için yazdığı Sicilienne ve La Majör Piyano Tokkatası var. Ayrıca vokal için yazdığı iki koleksiyonluk şarkıları (1786-90), iki operası (Ariadne auf Naxos ve Rinaldo und Alcina), Der Schulkandidat adlı Singspieli (1792) ve melodraması Ariadne und Bacchus (1791) günümüze ulaşabilen çalışmaları arasında yer alırlar.

ROMANTİK DÖNEM (1810-1900)
Romantik dönem, bir çok halk ve dini olmayan konservatuarların ve prestijli akademilerin açılarak, kadın bestecilerin bu okullara kabul edilmesiyle, kadınlar açısından eğitim imkanlarının artmaya başladığı bir dönem olarak önemlidir. Bu okullarda eğitim alabilen kadınlar, grand opera, senfoni, konçerto, senfonik poem ve genişletilmiş solo sonatları gibi daha geniş formlarda besteler yapmaya başladılar.

19. yüzyılın sonlarında, orkestra şefliğinde kadınlar henüz çok yeni olmalarına karşın, eğitimci olarak devlet okullarında, konservatuarlarda ve üniversitelerde düşük derecelerde veya mevkilerde de olsa, çalışma imkanları buldu. Bu dönemi temsil eden kadın besteciler olarak, Josephine Lang (1815-1880), Clara Wieck Schumann (1819-1896), Fanny Mendelshonn Hensel, Luise Adolpha Le Beau (1850-1927) ve Ethel Smyth’i (1858-1944) gösterebiliriz.

150’nin üzerinde şarkısı ve sayısız solo piyano parçası olan piyanist ve şarkıcı Josephine Lang, progresiv lied bestecisi ve romantik dönemin en fazla eseri yayımlanmış kadın bestecisi olarak tanınır.

Döneminin en iyi piyanistlerinden biri olan Clara Wieck Schumann, Robert Schumann’ın eşi ve Brahms’ın sadık dostu olarak ün yapar. Yazdığı önemli sayıdaki liedleriyle, Alman liedlerine katkısı tartışılmaz ama müzik tarihi nedense onun bestecilik yanından pek bahsetmez.Bir çok bestesi yeniden basılan ve kaydedilen C. W. Schumann’ın en tanınan eseri, 1846’da yazdığı Op.17, Piyano Triosu’dur.

Fanny Mendelshonn Hensel ise, opera hariç bütün tarzlarda besteler vermesine rağmen babası ve erkek kardeşinin(Felix Mendelshonn) cesaret kırıcı yaklaşımları nedeniyle bunların çoğunu yayımlatamaz. Dönemin birçok kadın bestecisi gibi,sadece ev içi ve salon müziğine uygun, yani vokal ve piyano için besteler yapma konusunda cesaretendirilir. Opera bestecisi olarak uluslararası ün yapan Ethel Smyth, feminist hareketin içinde yer alarak, kadın bestecilerin hakları konusunda mücadele eder. Günümüzde hemen hemen hiç tanınmayan bu Victorian-Edwardian döneminin en renkli Britanyalı kadını, çağdaşlarından son derece güzel eleştiriler aldı.

20.YÜZYIL
Büyük sosyal değişikliklerin yaşandığı, özellikle kadınların iş gücü olarak iş hayatına atıldığı 20. yüzyıl, kadınların ev içi çalışmalardan daha profesyonel alanlara yöneldiği bir yüzyıl oldu. Erkeklerle yarışabilecekleri profesyonel aktivitelerde buluşmaya başlayan kadınlar, eğitim alanında daha önceki yüzyıllarda olmayan fırsatları yakalayarak, çok değişik tarzlarda eserler verdiler, yeni deneysel çalışmalara da imza attılar. Bu deneysel çalışmalara örnek olarak Amerikalı Ruth Crawford-Seeger ve Britanyalı Elisabeth Lutyens verilebilir.

20. yüzyılda kadınlar, geçmiş yüzyıllara oranla kendilerine pek de yakıştırılmayan, çok daha farklı enstrümanları da çalmaya başladılar. 1900’lerin başlarında erkeklerle aynı orkestralarda çalma imkanı bulamayan kadınlar, kendi orkestralarını kurdular. II. Dünya savaşıyla birlikte bir çok erkek müzisyen askere gitmek zorunda kalınca, kadınlara karışık orkestralarda çalma imkanı doğdu. Çağımızda bile hala bu duruma karşı olan müzisyenlerin bulunduğuna dair bir-iki örnek sunmak isterim.

‘Kadınla erkeği aynı çatı altında tutmak, yağla su gibidir. Kadın müzisyenlerin yalnız başlarına olmaları kabul edilebilir. Fakat erkeklerin olduğu yerlere ait olmamalılar.’ 1903’lerde bir erkek orkestra şefi.

‘Kadının bir orkestra içerisinde olmasını düşünemiyorum. Onlar erkekleşiyorlar, erkekler de onlara eşitmiş gibi davranıyorlar....’1978,Zubin Mehta- Orkestraşefi.

‘Güzel kadınlar, diğer müzisyenlerin dikkatini dağıtır, çirkinlerse benimkini.’ 1959, Sir Thomas Beecham- Orkestra şefi. Günümüzde bile hala devam eden, kadınların içinde kayboldukları bu sosyal konumun, onların ciddi bir sanatçı, bilim kadını yetiştirmelerine engel olduğu kuşkusuzdur. Bir başka kuşku götürmez konu ise, kadınların erkeklerle benzer fırsat eşitliğine sahip olduklarında dünyanın nasıl renklendiği, incelikli ve derinlikli ürünlere kavuştuğu gerçeğidir. Ethel Smith’in dediği gibi ‘Sanatta cinsiyet yok’. Ancak, ekonomik olarak gelişmiş ülkelerin ayrıcalıklı kesimlerinde kadının tarihsel konumu böyle ise,az gelişmiş ülkelerin ekonomik olarak alt kesimlerinde bu durumun nasıl olduğunu şöyle bir düşünmek gerekir.






www.sahneden.com sitesindeki hiçbir bilgi ve resim kullanılamaz.