BÜLTEN 04 / 2005
DANS GÜNÜ MESAJLARI
Ender Savaşkurt
Özlem Güzel
Funda Aygil
Hande Tanver
Seda Isca Dökmer
29 NİSAN
DÜNYA DANS GÜNÜ
KUTLU OLSUN
DANS GÜNÜ MESAJLARI


 ENDER SAVAŞKURT


İnsanlığın varoluşuyla eş zamanlı doğan beden dili,yer küredeki en eski, en çok kullanılan anlatım dilidir. İnsanlık konuşma dilini keşfetmeden çok önce doğadaki doğal ritimlerle (Rüzgar-Dalga-yaprak-ağaç vs. sesleri) bedensel devinim içinde birbirlerini anladılar ve anlattılar.Sevinçlerinde, sevgilerinde , aşklarında, hastalıklarında ve ölümlerinde hep aynı dili kullandılar.

insanoğlu bu bedensel dille mutlu ve umutlu yaşadı.İşte bu beden dilinden bugünkü plastik sanatlar, görsel sanatlar, sahne sanatları geliştirildi.

Yerkürede yaşayan topluluk sayısından fazla dans türleri vardır.İnsan denen varlığın bu dans devinimleriyle mutlu olduğunu gösteren yaşamın gerçek oluşumunda ritmin bedensel anlatımı ruhla bütünlük sarmalı oluşturduğunun kanıtıdır. Dans etmeyen bir insan, ruhsal bozukluk, bedensel dengesizlik içinde kıvranır. Mutluluğu, sevgiyi, aşkı, düşünsel aklı bulamaz, yaşayamaz. İnsanlık tarihinde pek çok nedenden ve düşünceden ötürü bu tür kişi ve topluluklar dans ve sanatın pek çok dalına karşı antipati beslemişlerdir.Bugün bile sanat karşıtı kişi ve toplulukların bulunduğunu biliyoruz. Belki bu kişiler pek çok ülkede yönetimde bile olabilirler.


Bu türev içinde, olanları, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk aşağıdaki sözleriyle ifade eder…
- " Güzel Sanatlarda başarı, bütün inkılapların başarılı olduğunun en kesin delilidir. Bunda başarılı olamayan milletlere ne yazıktır. Onlar, Bütün başarılarına rağmen medeniyet alanında yüksek insanlık sıfatıyla tanınmaktan daima yoksun kalacaklardır." (1936)

Dinsel bağnazlığın yaşandığı orta çağ dönemindeki engizisyon mahkemelerinde kilisenin yasaklarına uyan , ancak kilisenin izni ve yönlendirmesi dahilindeki (istençler) onay alır,aksi tutum ve davranışlarda bulunan sanatçı ve bilim adamları cezalandırılır,giyotinle yaşamlarına son verilirdi.

Yeni çağın başlaması ile , aklın hakimiyeti,dinsel bağnazlığı ve kilisenin hakimiyetini kendi içindeki karanlığa gömmüş , insanlığa aydınlık günleri getirmiştir.
Akıl aydınlığı birey haklarını , bilim ve düşün adamlarını,sanatı ve sanatçıları güçlü bir ışığa kavuşturmuştur.

Bu ışık 'AYDINLANMA' devrimidir. ( Rönesanas )
Dörtyüzyetmiş yıl sonra bu ışık ,bu aydınlanma Anadolu toprakları üzerine , 1923 devrimi ile geldi.
Feodal devlet yapısının yerine kurulan LAİK CUMHURİYET' in kurucuları asker ve sivil aydınlar , sıkı bir eğitim seferberliği ile aydınlanma sürecini başlattılar.
Dört beş asır geçse de Anadolu'da 'AYDINLANMA' süreci Mustafa KEMAL Paşa'nın aşağıdaki sözleriyle ateşlendi.
' İnsanlar olgunlaşmak için bazı şeylere muhtaçtır. Bir millet ki , heykel yapamaz,bir millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz , itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur. Halbuki bizim milletimiz, gerçek nitelikleriyle medeni olamaya layıktır ve olacaktır.'
Bir sanat yapıtına bir resme bir heykele bir tek insan bakmaz .Yığınlarla insan bakar.
Bir romanı bir tek kişi okumaz , yığınlarla insan okur. 'Heyecan doğurma aracı , yani duygunun toplumlaşması' dır sanat.

 29 NİSAN DÜNYA DANS GÜNÜNDE de yine…
sanat ,devrimci bir ülkede toplumsal görevini unutmamalıdır…
U- NUT -MA -MA -LI-DIR diyorum …
Bu aydınlanma sürsün ve sürdürülsün diye.


İstanbul Beyoğlu " DAN " sokağı olacağına,  Dans sokağı ’ olsaydı


www.sahneden.com sitesindeki hiçbir bilgi ve resim kullanılamaz.