BÜLTEN 04 / 2006
29 Nisan Dünya Dans Günü
29 Nisan Dünya Dans Gününde Sorular
29 Nisan Dans Günü Mesajları
23 Nisan Atatürk ve Sonsuzluk


E n d e r   S a v a ş k u r t

İnsanlığın varoluşuyla eş zamanlı doğan beden dili, yer küredeki en eski, en çok kullanılan anlatım dilidir. İnsanlık, konuşma dilini keşfetmeden çok önce doğadaki doğal ritimlerle (Rüzgar-Dalga-yaprak-ağaç vs. sesleri) bedensel devinim içinde birbirlerini anladılar ve anlattılar. Sevinçlerinde, sevgilerinde, aşklarında, hastalıklarında ve ölümlerinde hep aynı dili kullandılar.

İnsanoğlu, bu bedensel dille mutlu ve umutlu yaşadı. İşte bu beden dilinden bugünkü plastik sanatlar, görsel sanatlar ve sahne sanatları geliştirildi.

Yerkürede yaşayan topluluk sayısından fazla dans türleri vardır. İnsan denen varlığın bu dans devinimleriyle mutlu olduğunu gösteren yaşamın gerçek oluşumunda ritmin bedensel anlatımı ruhla bütünlük sarmalı oluşturduğunun kanıtıdır. Dans etmeyen bir insan, ruhsal bozukluk, bedensel dengesizlik içinde kıvranır. Mutluluğu, sevgiyi, aşkı, düşünsel aklı bulamaz, yaşayamaz. İnsanlık tarihinde pek çok nedenden ve düşünceden ötürü bu tür kişi ve topluluklar dans ve sanatın pek çok dalına karşı antipati beslemişlerdir. Bugün bile sanat karşıtı kişi ve toplulukların bulunduğunu biliyoruz. Belki bu kişiler, pek çok ülkede yönetimde bile olabilirler.

Bu türev içinde, olanları, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk aşağıdaki sözleriyle ifade eder… - " Güzel Sanatlarda başarı, bütün inkılapların başarılı olduğunun en kesin delilidir. Bunda başarılı olamayan milletlere ne yazıktır. Onlar, Bütün başarılarına rağmen medeniyet alanında yüksek insanlık sıfatıyla tanınmaktan daima yoksun kalacaklardır." (1936)

Dinsel bağnazlığın yaşandığı orta çağ dönemindeki engizisyon mahkemelerinde kilisenin yasaklarına uyan, ancak kilisenin izni ve yönlendirmesi dahilindeki (istençler) onay alır, aksi tutum ve davranışlarda bulunan sanatçı ve bilim adamları cezalandırılır, giyotinle yaşamlarına son verilirdi.

Yeni çağın başlaması ile aklın hakimiyeti, dinsel bağnazlığı ve kilisenin hakimiyetini kendi içindeki karanlığa gömmüş, insanlığa aydınlık günleri getirmiştir.
Akıl aydınlığı birey haklarını, bilim ve düşün adamlarını, sanatı ve sanatçıları güçlü bir ışığa kavuşturmuştur.

Bu ışık 'AYDINLANMA' devrimidir. ( Rönesans )
Dört yüz yetmiş yıl sonra bu ışık, bu aydınlanma Anadolu toprakları üzerine 1923 devrimi ile geldi.
Feodal devlet yapısının yerine kurulan LAİK CUMHURİYET'in kurucuları asker ve sivil aydınlar, sıkı bir eğitim seferberliği ile aydınlanma sürecini başlattılar.

Dört - beş asır geçse de, Anadolu'da 'AYDINLANMA' süreci, Mustafa KEMAL Paşa'nın aşağıdaki sözleriyle ateşlendi: ' İnsanlar olgunlaşmak için bazı şeylere muhtaçtır. Bir millet ki, heykel yapamaz, bir millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz, itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur. Halbuki bizim milletimiz, gerçek nitelikleriyle medeni olamaya layıktır ve olacaktır.'

Bir sanat yapıtına, bir resme, bir heykele bir tek insan bakmaz, yığınla insan bakar.
Bir romanı bir tek kişi okumaz, yığınla insan okur. 'Heyecan doğurma aracı, yani duygunun toplumlaşması'dır sanat...

29 nisan dünya dans gününde de yine…
sanat, devrimci bir ülkede toplumsal görevini unutmamalıdır
U - NUT - MA - MA - LI - DIR diyorum
Bu aydınlanma sürsün ve sürdürülsün diye...

İstanbul Beyoğlu “ DAN ’’ sokağı olacağına, D ans sokağı ’ olsaydı






Ö z l e m   G ü z e l

Dans, dünya üzerinde ırkları, milletleri, dili ve dini ne olursa olsun, her çeşit insanı aynı platformda birleştirip, aynı heyecanları, aynı mutlulukları duymalarını sağlayan ve bunu yaparken özgürlük duygusuyla disiplinin vazgeçilmezliğini bir arada sunan belki de tek sanattır.

Kendi ile barışık, gelecekten umutlu, yaratmanın ve paylaşmanın gücü ile hayata katılan bir büyüdür bale... En ilkelinden en medenisine kadar tüm insanlarla kurulan bir dil...

Bale vücutla yazılan bir şiirdir. Her mısrası bir kitap olabilir. Dans, bu nedenle, muhteşem bir dünyadır.

Yıllarca uğraşarak büyük çaba sonucu yetişen dansçılar özellikle ülkemizde nadir bulunan elmaslar gibiler. Onların sayısı arttıkça çevrelerine verdikleri aydınlık da artacaktır.

Bu dünyanın içinde ve bunun eğitimini veren bir kişi olmaktan sonsuz mutluluk ve gurur duyuyorum.

Çağdaş Türkiye’nin geleceğinde bu muhteşem sanat dalını daha fazla insanın tanıması ve öğrenmesi için ise daha çok çalışmak istiyorum.

dans günümüz kutlu olsun!





F u n d a   A y g i l

Sanat; bir duygunun, tasarının veya güzelliğin, bir estetik duyguyu yansıtacak şekilde gerçekleştirilme biçimi olarak ifade edilebilir.

Bu biçimlerin birçoğunu içinde barındıran bale, sanatın en görkemli kollarından biridir.

Bir bale sanatçısının yetişmesi, bir bale eserinin veya temsilinin yaratılması çok büyük bir emek, özveri ve disiplin sonucunda gerçekleşebilmektedir.

Bu büyük ve görkemli sanat dalının günü kutlu olsun !





H a n d e   T a n v e r

Tek düze giden yaşantımızda mutlu olmak için genellikle ya bir neden ararız ya da inançlarımız doğrultusunda hedefler belirleriz.

Bu koşuşturma içerisinde yaşamımızdaki doğallığı unuturuz.

İnsanın vücudunu hareket ettirmesi, kaslarını çalıştırması, tıpkı rüzgarın esmesi, denizin dalgalanması, bulutların hareket etmesi gibi doğadaki bir çok olaya benzer. Bale, insanoğlu için doğal bir harekettir, içten gelen coşkunun dışa vurumudur.

Herkesin ruhunda dans etmek coşkusu ve isteği vardır. Önemli olan, bu isteğin dışarı çıkmasını sağlayabilecek çeşitli çalışmalar yaratabilmektir.

Tüm dünyada dans günü olarak belirlenmiş '29 nisan' gününü dans ederek kutlayalım, içimizdeki coşkuyu etrafımıza yansıtalım.





S e d a   I s c a

Dansla amatör veya profesyonel olarak ilgilenmeseniz de kutlayabilirsiniz
dünya dans gününü!
Nasıl mı?
Şimdi, sizinle ufak ve eğlenceli bir çalışma yapacağız!
Hazır mısınız?
Bütün bir gün vücudunuzla neler yaptınız bir düşünün.

Örneğin: Yürümek, taksi çağırmak, “günaydın” demek, yemek yemek, telefonla konuşmak, oturmak, kalkmak, yerden kaleminizi almak, dolabın en tepesine uzanmak... Evet evet, bunları bir düşünün, ne kadar çok hareket ediyoruz. Bir gün boyunca, mimiklerimizi kullanıyoruz, çeşitli jestler yapıyoruz vücudumuzla...
- Şimdi bu yaptığınız hareketlerin, mesela 5 tanesini arka arkaya tekrar edin.

* Taksi aramak (eli kaldırarak dur işareti)
* Oturmak (Sandalyeye oturmak, dekor da kullanmış oluyoruz!!)
* Yürümek (öne, arkaya, sağa, sola)
* Uzanmak (kollarla yukarıya uzanmak)
* İşaret etmek (elimizle, parmaklarımızla ya da kaşımız veya başımızla)
Tamam, yaptınız mı?

- Bu 5 hareketten 3'ünü bir kaç kez daha tekrar edin:

* Taksi hareketi
* Oturmak
* Yürümek
* Tekrar oturmak
* Tekrar taksi hareketi
* Uzanmak
* İşaret etmek (Birini gösterir gibi, işaret parmağıyla)
* Tekrar işaret etmek (bu sefer başınızla sağ tarafı gösterir gibi)
Eveeeet... Artık 8 hareketimiz var. Şimdi, sevdiğiniz bir müziği seçin ve hareketlerinizi istediğiniz bir hızda yapmaya başlayın; hepsi bu kadar...

Tebrikler... Dans ediyorsunuz!

Dünya Dans Günümüz kutlu, tüm günlerimiz dans ile dolu olsun !


www.sahneden.com sitesindeki hiçbir bilgi ve resim kullanılamaz.